Site Hakkında

Kulaklarımdan, gözlerimden, tenimdeki gözeneklerden içeri giriyor zaman, sonra kafamda birikiyor ve ağzımdan çıkıyor.İşte bu site öyle birşey.

12 Ekim 2007 Cuma

Liman

Biraz paylaşmak istedim sadece bu defa.İçimde olan biten o binlerce sayfalık piyesler uzayıp gidiyor bu aralar.Tiradlar uzuyor, diyaloglar kısalıyor ve monologlar umursamazca kontrolü ele geçiriyorlar.Bilmek için çok çiğ, hissetmek içinse fazla derin bu ilüzyon med-cezirleri.Bu gece de, bu şekilde hissettiğim her gece yaptığım gibi dışarıda tek başıma bir yürüyüş yapacağım.Bazen konuşmak öyle anlamsız geliyor ki, sadece yürüyorum hiç düşünmeden, sadece brakıyorum kendimi olan bitenin ortasına ve sürükleniyorum bir süre.Aklım milyonlarca kancası olan bir tenya gibi, hayatın tüm berbat yanlarına takılıp duruyor.Bazen tam yaşamdan zevk almaya başlıyorum, işte o zamanda, hemde tamı tamına o zamanda yitimlerle sarsılıyorum.Bu durum kaderine asla isyan edemeyecek sinüs eğrisi gibi periyodik olarak yükseliş ve düşüşlerle devam ediyor.Bunun hiçbirinizden farklı olduğunu düşünmüyorum.Şüphesiz insan yaşamı, aşılan tepelerin zirvesinden aşağı bakıldığında görünen manzaranın güzelliğiyle büyüleniyor.Yeni anlamları bize yükleyen tepeleri aşarken kazandığımız öz güven değilde nedir ki? Üstelik bu anlama sahip biz neler kazandırıyoruz kimbilir yaşamın sonsuz döngüsüne.Peki ama neden bu kadar doluyorum? Bu iyikide sizin anlamadığınız birşey, çünkü bunu hissetmek gerçekten çok yıpratıyor beni.Göz yummakta zorlanıyorum keyifsiz gerçeklere ya da aklımdan silmek o anları o kadar kolay olamıyor.Sonra kendi kendime yürüyorum, moda sahilinde o yere yakın banklardan birine oturup gün batımını izliyorum.Bazen bir kuşun kanadına takılıp gidiyorum çok uzaklara, bazen sadece aşağıdaki parkta yaşayan bir sarmaşık olmak istiyorum.Ateşe ateşle cevap vermek işe yarayabilir ancak suskunluğu suskunlukla yalnız susturabiliyorum.Ruhumun hafiflediğini hissediyorum gün geçtikçe.Ya birgün bu bedeni terk etmek isterse? İşte bu nedenden sürekli birşeyler okumaya çalışıyorum.Okudukça ruhuma kelimeler doluyor, okudukça ruhum giderek şişmanlıyor.Merhaba diyecek insanlar giderek azalıyor, hatta bazıları beni gördüklerinde bile rahatsız oluyorlar.Sahi bu kadar korkunçmuyum? İşte yeniden sorular sormaya başlıyorum kendime.Eğer bunu şuan durdurmazsam bu gecede uyuyamayacağım.Hayatım monoton, herşey yapay geliyor, duygular bile.Yaratılışımla gurur duymuyorum ancak gerçekten umutsuz bir vaka olmalıyım ki en çok sevdiğim şey olan kelimeler bile artık sadece duvarlardan bana yansıyor.Yine de gülümsemeye çalışıyorum, yoksa gerçekten çekilmiyor bütün bunlar.Canı sıkıldığında "git başımdan" diyen adam olmayı istiyorum zaman zaman.Sonra hoşgörmeye çalışıyorum kendimi.Duruma göre değişiyor herşey, değer yargıları hatta tabular bile anlık artık.Odama kapanıyorum, bir cenin gibi kıvrılıyorum yatağımda ve rüyalar görmeye çalışıyorum.Olmuyor, olamıyor.Doğrulup birkaç saniye aralıksız soluk alıp veriyorum ve gitarımı çıkarıyorum kutusundan.Birtek o var.Başkada pek birşey yok işte.Pek sevemedim ben galiba kendimi.Oysa dünya çok güzel ve umut dolu.Her gün, bir diğerinden öylesine farklı, öylesine canlı ki.Bunu biliyorum ama yaşayamıyorum.Yaşam o kadar egoistçe tek başına yaşanamıyor.Orhan Veli'nin Süleyman efendisi gibi benimde hiç izim yok.Hissettiğim bu koca, soğuk boşluk cok yoruyor beni.Yazdığım bunca cümle hiçbirşey ifade etmiyor bile.Oraya buraya dağılmış parçalar sadece bunlar.Ağlamanın bile yasak olduğu bir yer bir erkek için ne kadar yuvadır? Sırf bu yüzden gözyaşlarımın asit olmasını öyle isterdim ki.Şimdi eminim birileri bir yerlerde hayatı ne kadarda umursamadan yaşadığını, böylece ne kadar mutlu olduğunu anlatıyor bir başkasına, işte adamın yerinde olmayı çok isterdim.Neyse yine sonuçsuz herşey.Hoşçakalın, yürüyüşe çıkıyorum.

0 yorum: