Uykumdan uyandığımda gözlerim şişmişti
Güneşin ışığı yerine soluk ve soğuk bulutlar vardı gökyüzünde
Damlaların camda braktığı izler gözlerime yansıyor
Gözbebeklerim giderek büyüyor
Böylece daha çok şey hapsediyorum ruhuma güne dair ışığa dair
İnsanlar sokaklarda şemsiyelerle geziyorlar
Ben elimde bir fincan kahve yarı çıplak mutfaktan çıkıyorum
Bulutlar kuşların kanatlarının rüzgarıyla yer değiştiriyorlar
Penceremin önündeki kaktüs usulca büyüyor
Onun dikenleri var doğası gereği
Aslında kaktüsler hiç saldırgan değilerdir
Yaşamak için içinde su saklıyor sadece
Bizse elimize batınca o dikenler
Onu çok saldırgan sanıyoruz
Gökyüzü boğazını temizliyor
Kadınlar korkup erkeklere sarılıyor
Bunu bilen erkekler kadınları her fırsatta korkutuyor
Bunu seven kadınlar ise durduk yere korkuyor
Kedimin salonda yakaladığı bir sineği görüyorum
Bir an için o sinek oluyorum kedimden kurtuluyorum
Sonra kedi olup sineği tekrar yakalıyorum
Sonra yeniden ben oluyorum
Ağaçlar apartmanların arasına sıkışmış
İnsanlar hışırtı yapıyor diye onları öldürüyor
O insanlar Adem ve Havva'nın intikamını mı alıyorlar?
Acaba ağaçlarda bizi mi öldürürdü çok gürültü yapsak?
Nerede olduklarını görmediğim kuşlar birşeyler söylüyor
Onları pek iyi duyamıyorum çünkü
Artık ovalara sadece idolojilerin ayak sesleri yayılıyor
Telefonum çalıyor açamadan arayan konuşmadan ümidi kesiyor
Telefon açıyorum aradığım kişiler hep kapsama alanı dışında oluyor
Hem bu alan tam olarak neyi kapsıyor?
Masamın başına oturuyorum her yanda kağıtlar var
Üzerlerinde çok bilinmeyenli (buna cevaplar da dahil) denklemler var
Birin çözdüğümde bir an için çok mutlu oluyorum
Bir an sonra unutuyorum
Tüm o anlamını öğrenmeye çalıştığım semboller birşeyler anlatıyor bana
Bir denizatına binip boğazı geçiyorum
Belkide sadece gerçeklerle ip atlıyorum
Hayallerim beni havada asılı tutuyor
Yüzümü yıkarken ne kadar garip ellerim olduğunu farkediyorum
Her yanı yara bere dolu ellerim var
Sokağa çıkıyorum yağmurda ıslanıyorum
Kendi kendime konuşup duruyorum
Söylediğim sözler bir kulağımdan girip diğerinde tıkanıyor
Kafama doluyorlar beynim şişmanlıyor
Yağmur hızlanıyor bedenim iyice ıslanıyor
Saçımdan düşen damlalar gözlerimin önünden geçiyor
Bahanem varken biraz ağlıyorum
Eve dönüp kitap sayfalarına üzerimdeki yağmur suyunu damlatıyorum
Üstümü çıkatıyorum üstünlüğümün yanına kirli sepetine atıyorum
Giyiniyorum birşeyler içiyorum
Gece oluyor geceyi düşünüyorum
İnsanlar ellerinde şemsiyelerle evlerine dönüyorlar
Ben odamda beslediğim küçük bulutumun altında
Biraz daha ıslanıyorum
Cama vuran damlaların sesiyle yanan bir ateşin sesini
Ayırtedebilirmi görmeyen biri
Merak ediyorum
Gözlerim ağırlaşıyor ama uykum gelmiyor
Bedenim benimle oyunlar oynuyor
İnsanlar televizyonda yıldızlarla ilgili belgeseller izliyorlar
Yıldızları insanlara yine insanlar anlatıyor
Ben yatağıma uzanıp yıldızları izliyorum
Bana günümün nasıl geçtiğini soruyorlar
Ben anlatıyorum
Ve İsis gözlerimi kapatıyor
Osiris üstümü örtüyor
Aklıma sen geliyorsun
Sonra Anubis kalbime bir hançer saplıyor
Kan akarken bedenimi yakıyor
Uyanıyorum karşımdasın
Gözlerimi kırpıyorum yokoluyorsun
Işıklar sönüyor perde kapanıyor eve dönüyorum
Yağmur şiddetini arttırıp üstüme yağıyor
Bahanem yokken seni özlüyorum...
Site Hakkında
Kulaklarımdan, gözlerimden, tenimdeki gözeneklerden içeri giriyor zaman, sonra kafamda birikiyor ve ağzımdan çıkıyor.İşte bu site öyle birşey.
12 Ekim 2007 Cuma
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 yorum:
Yorum Gönder