Karanlığın ortasında önümü aydınlatan sokak lambaları arasında yürüyorum.Saat gecenin içinde kaybolmuş, adımlarım beni kayıtsızca sürüklüyor.Başımın etrafından aşağı doğru süzülen kar taneleri, haki paltomun üzerine yapışıyor, saniyeler sonra ise küçük ve yalnız bir su damlasına dönüşüp, üzerinde bulundukları kumaş tarafından emiliyorlar.Kimisi yüzüme, ellerime konuyor, orada bir anda ya nefesimin buharı ya da bedenimdeki alev nedeniyle form değiştiriyor.
Alabildiğine sessizliğin ortasında her kar tanesi, yolculuğu sırasında birşeyler fısıldıyor, yakınımdan geçenleri daha iyi duyabiliyorum ancak yinede anlayamıyorum.Dar ve uzun sokakta hiçbir binanın ışıkları yanmıyor, fısıldaşan kar taneleriyse sokak lambalarının solgun turuncuya çalan ışığında hiç bitmeyecekmişçesine çok ve görevini hayatı pahasına bile olsa tamamlamaya yemin etmiş bir samuray kadar kararlılar.Bir an için durup başımı geriye çeviriyorum, ardımdaki ince kar tabakası üzerindeki koca ayak izlerimi görüyorum ve fısıldayan tanelerin yavaş yavaş o boşlukları kapattıklarını.Çok uzaklardan bir otomobilin geçtiğini bildiriyor kulaklarım beynime.Gecenin içine yayılan o boğuk sesi tanıyorum.Ellerim paltomun ceplerinde soğuktan parmak uçları kıpkırmızı ve tırnakları bembeyaz duruyorlar, bu sırada yürüyüşüme kaldığım yerden devam ediyorum.
Bedeni kendi içinde bir rutine brakmış olan ruhum, giderek genişliyor içinde bulunduğum sokakta.Gecenin içindeki hafif rüzgarda tıpkı bir duman hüzmesi gibi ufak girdaplar çizerek sokağın her yanına doğru şişiyor.Nefes alıp verişim, peşpeşe adımlarımdan çok daha ağır bir ritimle devam ederken, ruhumun sokağın iki yanındaki binaların yüzeylerinde dolaştığını hissedebiliyorum.
Duruyorum, kollarımı iki yana açıp gökyüzüne bakıyorum ve yavaş yavaş derin bir nefes alıyorum.Ruhum bedenime geri dönüyor o nefesle, gecenin soğuğunu, kar tanelerinin fısıltılarını, ve binaların hikayelerini hapsederek içine.Sonrasında ciğerlerimden dışarı çıkan buharsa varoluşumun bütüne braktığı bir iz olarak kalıyor.
Yeniden adımlamaya başlıyorum dar sokağı, köşeden dönüyorum, yok oluyorum...
Site Hakkında
Kulaklarımdan, gözlerimden, tenimdeki gözeneklerden içeri giriyor zaman, sonra kafamda birikiyor ve ağzımdan çıkıyor.İşte bu site öyle birşey.
12 Ekim 2007 Cuma
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 yorum:
Yorum Gönder