Site Hakkında

Kulaklarımdan, gözlerimden, tenimdeki gözeneklerden içeri giriyor zaman, sonra kafamda birikiyor ve ağzımdan çıkıyor.İşte bu site öyle birşey.

14 Ekim 2007 Pazar

Ağır-Çekim

Yeni bir İstanbul sabahı, evimdeyim, penceremin başında, elimde bir bardak kahve ve yanıbaşımda ilaçlar.Hava kasvetli, sokaklar boş ve sakin.Güne dair aklımdakilerin biri kafein, diğeri odamın köşesinde duran, kılıcımın boş kını.

Burnum akıyor sürekli ve başım ağırlaşıyor, ilaç almayı sürdürmezsem eğer.Tek başıma oturuyorum odanın ortasında, bir sandalye üzerinde, elimde alev gibi bir fincan.Ağırlık var zihnimin kuytularında; öyle ki her an korkuyorum o ağırlıkla dibe çekileceğim diye.Sanki yer yarılacak içine gireceğim derler ya, onun gibi işte.Utanıyorum bir yandan da, ben bu ruh halinde olacak bir adam olduğuma inanmadığım için.

En küçük bir ses bile binlerce kez çarpıyor duvarlara ve yansıyor bana.Her ses daha ağır, daha yorgun, daha soluk dönüyor geri.Kendi sesim bile.Hiç bitmeyen bir ağır çekimde, elimde bir el baltasıyla, sağa sola saldırmak istiyorum ve yeniden ve yeniden ve yeniden.Bu bana neden oluyor bilemiyorum ancak basitçe içimden geliyor.Kırılan ahşabın, camın sesini duymak, ağır ağır görmek o deformasyonu ve zaman hakkında düşünmek istiyorum.Koca bir gerçekliğin ortasında, evreninin merkezindeki bu odada, elinde bir el baltası olan hasta adam ne ister ki başka?

Sevdiğim kadını özlüyorum sıkça; o buralarda yok bir süredir.Oysa gözlerinin rengini izlemeyi -özellikle bir sahilde güneş ışığı altında- öylesine özledim ki.

Ah bu ilaçlar...

0 yorum: