Dün bir gündü.
O günde bir dündü.
Aranıp dururken,
Yitirdiğim hep bugündü.
Site Hakkında
Kulaklarımdan, gözlerimden, tenimdeki gözeneklerden içeri giriyor zaman, sonra kafamda birikiyor ve ağzımdan çıkıyor.İşte bu site öyle birşey.
11 Haziran 2008 Çarşamba
Tesir
Tırnaklarını kara tahtaya sürtüyor.
Kulaklarımı tutuyorum ellerimin arasında; kulaklarım kanayacak.
Mavi, koyu mavi, daha da koyu, dibe iner gibi,
Sarhoş oluyorum her dakika.
Kimse var mı orada?
Hem hançerler saplanırken kimin umurunda ki.
Öyle uzak kalmak, ne kadar mümkün bir evin çatısında?
Mahsur, güvercinlerle, yudumlayarak.
Sürtme şu tırnaklarını kara tahtaya.
İçim çekiliyor, bağırmak istiyorum, sancılanıyor kalbim, ellerim titriyor,
Yeter!
Dişlerimi sıkıyorum olabildiğince güçlü,
İstemsiz bir şekilde dişlerimin kırılacağı geçiyor aklımdan.
Yahu yeter!
Az önce, tam olarak beşe çeyrek varken afyonum patladı.
Başım dünyadan hızlı dönüyor, hem de ters yöne.
Bir bakmışsın tam ardında, sonra değil.
Hem rakının da tadı yok eskisi gibi.
Kulaklarımı tutuyorum ellerimin arasında; kulaklarım kanayacak.
Mavi, koyu mavi, daha da koyu, dibe iner gibi,
Sarhoş oluyorum her dakika.
Kimse var mı orada?
Hem hançerler saplanırken kimin umurunda ki.
Öyle uzak kalmak, ne kadar mümkün bir evin çatısında?
Mahsur, güvercinlerle, yudumlayarak.
Sürtme şu tırnaklarını kara tahtaya.
İçim çekiliyor, bağırmak istiyorum, sancılanıyor kalbim, ellerim titriyor,
Yeter!
Dişlerimi sıkıyorum olabildiğince güçlü,
İstemsiz bir şekilde dişlerimin kırılacağı geçiyor aklımdan.
Yahu yeter!
Az önce, tam olarak beşe çeyrek varken afyonum patladı.
Başım dünyadan hızlı dönüyor, hem de ters yöne.
Bir bakmışsın tam ardında, sonra değil.
Hem rakının da tadı yok eskisi gibi.
11 Şubat 2008 Pazartesi
Bekleyişlerde
Durulurum, sözlerim suskunluğa karışmış.
Sular damlar çatıların saçaklarından,
Düşer yere damla damla, gözlerimin önünde.
Dönüşür gibi.
Nefesimin ölgün buharı kaplar, camın üstünü,
İzi çıkar parmaklarımın, sanki sonsuza gidecek sanırım.
Her defasında yanılırım, göz göre göre.
İnsanlar geçiyor, adlarını bilmiyorum.
Telaşlı, koşturmalı,
Görücü usulü, tanımadan insanlar.
An olur, durur zaman,
Kendimi görürüm o sahnede:
Bir adam, gözlerimi açtığımdan beri yanımda olan
Ve bana yalnız aynalarda görünen.
Kıpkırmızı gözleri, ihanetini ele veren, ibadetine.
Başa sararım sonra o sonsuz şimdiki zamanı.
İnmeyeceğim, evet inmeyeceğim asla,
Karayı gördüğüm bu gemi direğinden.
Camdaki yağmurun sesiyle döner gözlerim "gerçekliğe"
İçimde belli belirsiz bir sıkıntı var yine,
Uzanıp dokunamamak gibi,
Bekleyişlerde.
Sular damlar çatıların saçaklarından,
Düşer yere damla damla, gözlerimin önünde.
Dönüşür gibi.
Nefesimin ölgün buharı kaplar, camın üstünü,
İzi çıkar parmaklarımın, sanki sonsuza gidecek sanırım.
Her defasında yanılırım, göz göre göre.
İnsanlar geçiyor, adlarını bilmiyorum.
Telaşlı, koşturmalı,
Görücü usulü, tanımadan insanlar.
An olur, durur zaman,
Kendimi görürüm o sahnede:
Bir adam, gözlerimi açtığımdan beri yanımda olan
Ve bana yalnız aynalarda görünen.
Kıpkırmızı gözleri, ihanetini ele veren, ibadetine.
Başa sararım sonra o sonsuz şimdiki zamanı.
İnmeyeceğim, evet inmeyeceğim asla,
Karayı gördüğüm bu gemi direğinden.
Camdaki yağmurun sesiyle döner gözlerim "gerçekliğe"
İçimde belli belirsiz bir sıkıntı var yine,
Uzanıp dokunamamak gibi,
Bekleyişlerde.
30 Ocak 2008 Çarşamba
Dört?
Suskunluğumun nedene ihtiyacı mı var?
Adımlar, ardı ardına: bir, iki, üç
Ciğerlerime doluyor soğuk hava
Tıkanıp kalıyorum, göğüs kafesim dolu
Söküp atmak zor hayalleri
Kapanıp açılıyor bir an evren üzerime
Kollarım açık iki yanımda, asfaltın üzerinde ben sırtüstü
Gözlerimden içeri yağmur doluyor
Bir
İki
Üç
İşte yeniden başlıyor
Anubis'in kıvrımlı hançeri
Bir balığın karnını yarar gibi ani
Delip geçiyor kemiklerimi
Sızan kan, sızan lav yakarken beni
Son nefesinde Tanrıya yakarmak bu
Acısız bir ölüm için
İhtiyacı mı var gözlerimin boşluğa?
Ellerimin yokluğa, bedenimin soğuğa
İhtiyacı mı var?
Bir
İki
Üç
Haydi uyan şimdi...
Adımlar, ardı ardına: bir, iki, üç
Ciğerlerime doluyor soğuk hava
Tıkanıp kalıyorum, göğüs kafesim dolu
Söküp atmak zor hayalleri
Kapanıp açılıyor bir an evren üzerime
Kollarım açık iki yanımda, asfaltın üzerinde ben sırtüstü
Gözlerimden içeri yağmur doluyor
Bir
İki
Üç
İşte yeniden başlıyor
Anubis'in kıvrımlı hançeri
Bir balığın karnını yarar gibi ani
Delip geçiyor kemiklerimi
Sızan kan, sızan lav yakarken beni
Son nefesinde Tanrıya yakarmak bu
Acısız bir ölüm için
İhtiyacı mı var gözlerimin boşluğa?
Ellerimin yokluğa, bedenimin soğuğa
İhtiyacı mı var?
Bir
İki
Üç
Haydi uyan şimdi...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)